Sektördeki 30 Yıllık Tecrübemizle Yanınızdayız
Çalışma Saatleri: 08:00 - 19:00 (Pzt - Cuma)
Son yıllarda tüm dünyada sanayi üretiminin gündemine oturan en önemli konu, hiç şüphesiz "Sürdürülebilirlik" kavramıdır. Hem tüketici bilincinin artması hem de uluslararası ticaret kanunlarının sıkılaşması, üreticileri "üret-tüket-at" şeklindeki lineer ekonomiden, "üret-kullan-dönüştür" şeklindeki döngüsel ekonomiye geçmeye zorlamaktadır. Plastik ambalaj sektörü ise bu büyük dönüşümün tam merkezinde yer alıyor.
Toplumda oluşan genel algının aksine, modern plastik teknolojileri ve termoform ambalaj çözümleri, çevre kirliliğinin sebebi değil; doğru kullanıldığında atık yönetiminin en güçlü çözüm ortaklarından biridir. Özellikle geri dönüştürülebilir malzemelerin (RPET) kullanımı ve uzun ömürlü endüstriyel tasarımlar sayesinde, plastik ambalajlar artık doğa dostu bir kimlik kazanmıştır. Peki, sürdürülebilir ambalajın işletmelere sağladığı prestij ve maliyet avantajları nelerdir?
Sürdürülebilirliğin ilk adımı hammadde seçiminde başlar. Termoform sektöründe en sık kullanılan malzemelerden biri olan PET (Polietilen Tereftalat), %100 geri dönüştürülebilir olmasıyla bilinir. Ancak asıl devrim, RPET (Recycled PET) teknolojisiyle gerçekleşmektedir.
RPET, kullanım ömrünü tamamlamış plastik su şişeleri ve gıda kaplarının toplanıp, temizlenip kırıldıktan sonra yeniden levha haline getirilmesiyle elde edilir. Bu süreç, sıfırdan plastik üretmek (bakir hammadde) için gereken petrol türevlerine olan bağımlılığı ortadan kaldırır. Daha da önemlisi, geri dönüştürülmüş plastiği işlemek, ham plastiği üretmeye kıyasla çok daha az enerji tüketimi gerektirir. Ürünlerinizi RPET levhalardan üretilmiş blister ambalajlarla paketlediğinizde, sadece ürününüzü korumuş olmazsınız; aynı zamanda karbon ayak izinizi düşürerek gezegenin kaynaklarını da korumuş olursunuz. Müşterilerinizin ambalaj üzerinde göreceği "Geri Dönüştürülmüş Malzemeden Üretilmiştir" ibaresi, marka değerinize büyük bir prestij katar.
Sürdürülebilirlik sadece malzemeyle sınırlı değildir; ambalajın kullanım ömrü de kritik bir faktördür. Özellikle otomotiv, beyaz eşya ve elektronik gibi dev sanayi kollarında, yan sanayiden ana fabrikaya parça taşıma süreci büyük bir ambalaj trafiği yaratır.
Eskiden kullanılan karton koliler veya strafor köpükler, genellikle tek kullanımlıktır. Bir sevkiyattan sonra kirlenir, yırtılır ve "atık" haline gelirler. İşletmeler sadece bu ambalajları satın almak için para ödemez, aynı zamanda oluşan bu devasa atığı bertaraf etmek için de atık yönetimi şirketlerine bedel öderler. Oysa termoform teknolojisiyle üretilen dayanıklı plastik seperatörler ve taşıma kasaları, "Returnable Packaging" (Geri Dönüşlü Ambalaj) sistemine uygundur. Yıkanabilir, yağ ve neme dayanıklı bu ürünler, tedarikçi ile fabrika arasında yüzlerce kez gidip gelebilir. Yıllar sonra kullanım ömrünü tamamladığında ise kırılıp tekrar hammaddeye dönüştürülerek ekonomiye kazandırılır. Bu sistem, uzun vadede ambalaj maliyetlerini %70'lere varan oranlarda düşürür.
Ambalajın çevreye etkisi, sadece üretilirken değil, taşınırken de devam eder. "Karbon ayak izi" hesaplamalarında lojistik operasyonları büyük bir yer tutar. İşte bu noktada termoform ambalajların mühendislik başarısı olan "İç İçe Geçme" (Nesting) özelliği devreye girer.
Vakum teknolojisiyle üretilen kaplar ve viyoller, boş olduklarında birbirinin içine mükemmel şekilde geçecek açılarla tasarlanır. Bu özellik, depolama ve nakliye hacminde %80'e varan tasarruf sağlar. Örneğin, boş strafor kutuları taşımak için 5 tır gerekirken, aynı adetteki iç içe geçmiş termoform kapları taşımak için sadece 1 tır yeterlidir. Yollardaki tır sayısının azalması demek; daha az yakıt tüketimi, daha az egzoz gazı ve daha düşük nakliye faturası demektir. Yani sürdürülebilir bir tasarım, çevreyi korurken şirketinizin karlılığını da doğrudan artırır.
Sürdürülebilir ambalaj kullanımı, artık bir "sosyal sorumluluk projesi" olmaktan çıkıp ticari bir zorunluluğa dönüşmektedir. Özellikle Avrupa Birliği'nin devreye aldığı Yeşil Mutabakat (Green Deal) kriterleri, Avrupa pazarına ürün satmak isteyen ihracatçılar için katı kurallar getirmektedir.
Bu yeni düzenlemelere göre, kullanılan ambalajların geri dönüştürülebilir olması ve belirli oranlarda geri dönüştürülmüş hammadde içermesi şart koşulmaktadır. İhracat yapan Türk firmaları için, uluslararası standartlara uygun, belgeli ve çevre dostu ambalajlar kullanmak, pazar paylarını korumanın tek yoludur. Bugün ambalaj stratejisini sürdürülebilirlik üzerine kuran firmalar, yarının rekabet koşullarına bugünden hazır hale gelmektedir.
Sonuç olarak; plastik ambalajlar doğru yönetildiğinde sanayinin en verimli ve çevreci çözümlerinden biridir. Geri dönüşüm zincirine katkı sağlamak ve döngüsel ekonominin bir parçası olmak, hem dünyamızın geleceği hem de markanızın sürdürülebilir büyümesi için atılacak en stratejik adımdır.